Çita'nın annesi var mıydı, bilmiyorum. Sahi bir adı var mıydı bizim isimlerimize benzeyen? Onu da bilmiyorum. Bilene de rastlamadım. Bir babası olsaydı eğer sokaklarda onun bunun taşlamalarına maruz kalmazdı sanırım. Kardeşleri de yoktu böyle bir ademin. Kardeş dedin mi kardeşlik yapar; karın deşenlik yapmazdı töremizde!
Bir laf atardı kızlara; utangaç bir şiir mısrası gibi
Çita neye benzerdi? İki çirlek göz, iki koca üzüm tanesi, iki etine dolgun Ayvalık zeytini neye benzerse onlara benzerdi işte. Ama, iki dolgun zeytin tanesi size gülmez; Çita gülerdi. Sanırım dünyanın en şanslı kızlarıydı laf attığı kızlar. Çünkü o bildiğimiz kelimelerle serenat yapmazdı okula giden kızlara. Duyulur duyulmaz bir sesle "şiişt!" der ve bir apartman köşesine saklanırdı. Kızlarla arası belki yüz metre belki de iki yüz metreydi "kızlaaar!" dediğinde.
Bir deli utanır mı? Çita, utanırdı. Kıpkırmızı kesilirdi o esmer yüzü. Yere bakardı, kafası yerinde durmaz, uğunurdu. Bir yandan ağzının seli akar, dişleri pırlanta gibi görünür ve kaçardı utandığı yerden. Yakalayabilene aşk olsun!
Kızlara laf atmanın Otuz üç yaşı
Bir ağaç kovuğunda dünyaya gelmiş gibi, yersiz yurtsuz duruşunu bozan elindeki yarım somun ekmekti. O ekmeği kim tutuşturur eline, sırtına ceketi kim geçirir, nerde uyur, kimle konuşur hiç bilmezdik. Gerçi pek konuşmazdı. Daima gülerdi ve birilerini sevdi mi yaklaşır, hafifçe vurur ve o güzelim gözleri ışıl ışıl baktıktan sonra "deliler gibi" kaçardı. Oysa, tv'lerde ne çok psikolojik deli var, vurdular mı zihnimizi uçuruyorlar. Ve delilikleri için madalyalar, ödüller alıyorlar. Çita, bir yarım somun ekmekten başka bir şey almadı şu yalan dünyadan!
Okulumuzun kapısında hayranlık ve hayret makamında birisi dururdu. Sanki lunaparka gelmiş bir çocuk gibi izlerdi öğrencilerin curcunalı akışını. Bazen bir haylaz oğlan alay etmek için yaklaşır yanına, bazen kızlar Çita'ya "sevgilim!" diye seslenirler, çita yüzünü örter, parmaklarının arasından sevgililerine bakardı…
Çita, her zaman 33 yaşında bir çocuk. Belki de olup olmadığını bilmediğim anası onu tam 33 yaşındayken doğurdu. Bizler gibi 9 aylık olmadığı her halinden belliydi. Yıllarca o gülümseme, o erik gibi gözler, ağzının kıyısındaki sel/salya hep aynıydı. O diri koşmalar, -benim bacaklarımda mecal kalmayan yaşa geldim- hala aynı canlılıkta.
Asırların mabed bekçisinin lakabı; hiç oldu mu!?
Cami önlerinde durduğunu gördüm. Şahit oldum; elleri dua vaziyetindeydi çok zaman. Alaaddin Keykubat Camii önünde duruyor neredeyse bin yıldır. Belki Nizam-ül mülk onu alıp saraya götürdü bir vakit, belki Ahi Evren ibriğini eline tutuşturdu su içsin, zenaat öğrensin diye, belki Aşık Paşa ona bakıp içli şiirler söyledi… Bildiğim şu ki Harun sazını dizine koyup çalmaya başladığında yüzündeki gülümseme gidip, aklı başında bir adam gibi dertli dertli dinledi Çita.
İnsanlar, benzetme sanatına kurban gitmiş bir ırka mensuplar. İnsanı hayvana benzetmekte epey mahirler. Şehrimin her dem 33 yaşındaki çirlek gözlü delisine bir maymun adı vermekle başları göğe erdi! Dedim ya; insanlar benzetmelere kurban götürüyorlar insanlıklarını.
O da yürüyordu bizim gibi. O da ağlıyordu bizden daha güzel. O da gülüyordu, bizim riya bulaşmış gülmemize inat; içten. O da yaşıyordu, bir şehre sıfatını geçirecek kadar.
Onun yokluğu şehrim hayatını eksiltir
O, gittiğinde –zira ölü veya diri olduğunu bilmiyorum- şehrimin kalbindeki küçük ormanı yok ettiler önce. Sanki, şehrin delileri yok edilirse bir şehrin dokusu daha kolay değiştirilir, düşüncesiyle. Şimdi, Çita'nın içerisinde öğlen vakti uyuduğu İhtiyarlar Parkı yok. Onun yerinde dümdüz bir park, parkın altında ise Altıncılar Çarşısı var.
Şehrin dört bir yanını saran trafik lambaları, adeta bir şehrin vicdan ışıkları olan delilerinin yerini almış, akıllıların yolunu kesiyor. Oysa, deliler önümüzü kesmezlerdi hiçbir zaman. Hatta, bir kavgadan kaçtığımızda, birileri bizi kovaladığında şehrin yabancısı olan biz gurbetlik öğrenciler delilere sığınırdık…
Artık sığınılacak bir deli ve onun gülümseyen gözleri yok. Her bir yanımız piskopata bağlamış insan taklidi yapanlarla doldu. Bir delinin elinden tutabilirsiniz.
Kaynak: dunyabizim.com