netpano.com -

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
12 Mart 2010 Cuma
 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Vatan Gazetesi  
netapno.com  -  - 04 Şubat 2010 Perşembe - 00:00:00  
Domuz Gribi Skandala Dönüşüyor

Tüm dünyada büyük önce panik, sonra korku ve son olarak kuşkuyla karşılanan domuz gribi hastalığı giderek daha büyük bir skandala dönüşüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün direktifleri doğrultusunda tüm dünyada gerçekleşen aşı kampanyaları ve milyarlarca dolara varan aşı ve ilaç stoklarına rağmen “Yanlış yapıyorsunuz” diyen bazı bilim adamları ilk aylarda tepkiyle karşılanıyordu. Ancak son dönemde hastalığın neredeyse tamamen ortadan kaybolması ve ölüm vakalarının normal gripten ölümlerin bile kat kat altında kalması saygın bilim adamlarının da yavaş yavaş “domuz gribi abartıydı” diyen bu uzmanların yanına katılmasına sebep oldu.

İlk olarak Harvard Üniversitesi uzmanlarının araştırması, domuz gribinin mevsimsel gripten farkının bulunmadığını, öldürme riskinin daha düşük olduğunu ve aşılama kampanyalarının gereksiz olduğunu ortaya çıkardı. İddialar üzerine domuz gribini “yüzyılın en büyük tıp skandalı” olarak tanımlayan Avrupa Konseyi Aile ve Sağlık Komisyonu Başkanı Wolfgang Wodarg, geçen ay AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva ile Karabük Milletvekili Mustafa Ünal’ın da yer aldığı 14 Avrupa milletvekiliyle birlikte Avrupa Konseyi’ne “Domuz gribi sahte bir salgın mıydı, araştırılsın” başlıklı bir araştırma önergesi verdi.

WHO da çark etti

Önergenin kabul edilmesinin ardından önceki gün domuz gribi oturumunda ifade veren Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) hastalıkların sıklık ve yayılma düzenini inceleyen epidemioloji birimi direktörü Profesör Ulrich Keil, “Domuz gribi salgını ilaç üreticilerinin kârlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyasıydı” diye konuştu. WHO grip direktörü Keiji Fukuda ise “Domuz gribi konusunda karar alan bilim adamlarımızın ilaç şirketleriyle herhangi bir çıkar anlaşmaları bulunmamaktadır” diye örgütü savundu. WHO’da kalp hastalıkları konusunda bir numaralı uzman olarak kabul edilen Profesör Keil, Avrupa Konseyi’ndeki ifadesinde şu sözleri kullandı: “WHO, SARS ve kuş giribi konusunda da tüm tahminlerinde yanıldı. Kamu sağlığını ilgilendiren onca şey varken domuz gribi konusunda halkta büyük bir panik yaşanmasına sebep olduk ve bu tamamen abartılmış bir korkuydu. WHO’nun kararları ülkelerin sağlık bütçelerine çok büyük yük getirdi. İnsanların ölümüne sebep olan en önemli etkenlerin hipertansiyon, sigara, yüksek kolesterol, obezite, egzersiz yapmama, sebze ve meyve tüketiminin azlığı olduğunu çok iyi biliyoruz. Hükümetler, WHO’nun tavsiyesi doğrultusunda bu alanlara yatırım yapmaları gerekirken küresel bir salgın yaşanması yönündeki deliller çok zayıf olmasına rağmen domuz gribine yatırım yapmak zorunda bırakıldı.”

WHO Başkanı yine savundu

Avrupa Konseyi’ne WHO’nun savunmasını gönderen Dünya Sağlık Örgütü Grip direktörü Fukuda, “Domuz gribi konusunda karar alan bilim adamlarımızın ilaç şirketleriyle herhangi bir çıkar anlaşmaları bulunmamaktadır. Aldığımız kararlarda hiçbir ilaç şirketinin etkisinin olmadığını bir kez daha çok açık ve net bir şekilde ifade ediyorum” dedi.

DÜNYADA 14 BİN 286 TÜRKİYE’DE 627 KURBAN

WHO verilerine göre dünya genelinde domuz gribinden ölenlerin sayısı 14 bin 286. Bu rakam sadece ABD’de bir yıl içinde normal gripten ölenlerin sayısının 3’te biri. Domuz gribine en çok kurban veren ülkelerin başında ABD, Brezilya, Hindistan, Meksika ve Çin geliyor. Türkiye’de ise 627 kişi hayatını kaybetti.

“Domuz gribi abartıldı” diyen Harvard uzmanlarının ardından Dünya Sağlık Örgütü’nden de bu yönde bir itiraf geldi. Prof. Keil, “Domuz gribi abartılmış bir korku kampanyasından başka bir şey değildi” dedi.

‘Salgın’ tanımı değiştirildi

WHO, Nisan 2009’da bilim adamlarının tavsiyesiyle tüm dünyada hükümetlerin referans aldığı “pandemi” (salgın) tanımını değiştirdi. Eski tanımda WHO’nun bir hastalığı pandemi olarak ilan edebilmesi için yeni bir virüsün ortaya çıkması, hızla yayılması, insanların bu hastalığa bağışıklığının bulunmaması, yüksek ölüm oranına sahip olması ve bulaşma oranının yüksek olması gerekiyordu. Ancak Nisan ayında alınan kararla WHO, bu son iki şarttan vazgeçti ve ölüm oranı yüksek olmayan domuz gribi hastalığı bir anda pandemi tanımının içinde kendine yer bulmuş oldu. İlk domuz gribi vakası 14 Mart 2009 tarihinde Meksika’da belirlenmişti.
 

 

 

Milliyet Gazetesi yazarlarından  Güngör Uras'ın  konu ile ilgili çarpıçı analizi

Domuz gribinden korktuğumuz yetmedi paracıklarımız da gitti

Domuz gribi geliyor diyerek halkımızı günlerce korkuttular. Özellikle çocukları olan aileler perişan oldu. Çok kişi gereksiz yere ve riski göze alarak aşılandı. Sonuç:
-  Domuz gribi salgını palavra çıktı. Domuz gribinden ölenlerin sayısı normal gripten ölenlerin sayısının çok altında kaldı.
-  Satın alınan aşılar kullanılmadı. Aşılara 1 milyar TL’ye yakın para ödendi. Elde kalan aşıların ne yapılacağı bilinemiyor.  
Bu komediye bizde kamuoyunun tepkisi yok. Almanya’da ise kıyamet kopuyor.
Alman medyası uzun süredir, Dünya Sağlık Örgütü’nü suçlayan yayınlar yapıyor. Uluslararası dev ilaç firmalarının baskısıyla örgütün domuz gribi tehlikesini abarttığı belirtiliyor. Verilen rakamlar doğru ise, kuş gribi alarmı sağlık sektöründe 2.2 trilyon dolarlık iş hacmi yaratmıştı. Domuz gribi alarmı ise dünya genelinde bu rakamın iki katı bir iş imkânı ortaya çıkarmış. Az sayıda aşı üreticisi firma Dünya Sağlık Örgütü‘nü kullanarak büyük paralar kazanmış.
Şimdilerde Almanya’da elde kalan aşıların üretici firmalara iade edilerek, bütçeden ödenen paraların geri alınıp alınamayacağı tartışılıyor.

Aşılar elde kaldı
Domuz gribi tartışmaları başladığında Sağlık Bakanlığı’nın Glaxo Smith Kline ve Sanofi Pasteur isimli aşı üreticilerine 43 milyon doz aşı sipariş ettiği haberleri medyada yer aldı. Bakanlık daha sonra 33 milyon dozluk siparişi iptal etti. Dozu 5.4 euro’dan 8 milyon 400 bin doz aşı ülkeye getirildi. Domuz gribi aşısı ithalatı için 900 milyon-1 milyar TL ödeme yapıldı.
İyi de bu aşılar ne oldu? Milliyet’te dün Mithat Yurdakul’un Ankara çıkışlı bir haberi vardı. Bu habere göre, Sağlık Bakanlığı elde kalan aşıları bedava verecek. Verecek de, alacak ülke bulamıyor.
Tabip odalarından bilgi elde etmeye çalıştım. Bana anlatıldığına göre, Sağlık Bakanlığı bu konularda kamuya bilgi vermiyor. Bu nedenle kesin olmayan rakamlar konuşuluyor. Bugüne kadar
3 milyon 500 bin doz aşının kullanılabildiği, 5 milyon doz dolayındaki aşının elde
kaldığı söyleniyor.

Üretimi durdurduk, satın alıyoruz!
Olan bitenin bir de acı yanı var. Tavuk gribi, domuz gribi aşılarını satın almak için ve de her yıl olağan aşı ihtiyacını karşılamak için Sağlık Bakanlığı dışarıya bunca dövizi ödüyor da, Türkiye’de aşı üretmek için 1928 yılında kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü modernize ederek ülkede aşı üretimini sürdürmeye karşı geliyor.
Türkiye dünyada kuduz aşısını ilk defa üreten ülkelerden biridir. Yıllarca tifo, dizanteri, kolera, veba, mememgokok, stafilokok, boğmaca, brucella, nezle, verem, tatanos, difteri, kızıl, tifüs, çiçek aşısı ve karma aşı ürettik. 1998 yılında verem aşısı üretiminin de durdurulmasıyla insan aşısı üretimine son verilmiş oldu. Aşıyı ülkede üretmekten ise dışarıdan satın almak daha ucuzdur denilerek Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün kapısına kilit vuruldu.
Dışarıdan aşının nasıl alındığını ve alınan aşılara bol keseden nasıl ödeme yapıldığını domuz gribi hikâyesinde bir defa daha öğrenmiş olduk.



 YORUMLAR
Strahd Von Zarovich / 04.02.2010 19:14:42
caba domuz gribi aşısı olarak ülkemize getirilen aşılar gerçekten bu iş içinmiydi. Yoksa bu aşıları olan kişilerde veya soylarında daha sonraları bazı dna ile ilgili problemler görülebilir mi? Özelliklede bu aşının ilk olarak genç bireylerimizin olduğu okullarda yapılmak istenmesi insanın midesini dahada bulandıran bir mevzu. Bu aşıları ülkemize hangi şirketlerin getirttiği ve bu şirketlerin yasal ve gizli ortaklarının kimler olduğu derhal araştırılmalıdır. Tabi böyle bir araştırmanın yapılmayacağı ve olayın üstünün örtüleceği de gün gibi aşikardır.




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Subliminal Mesajlar
  Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi ve Sırları
  4 Bin Yıllık Beyinleri Bor Madeni Korumuş
  Hz. Muhammed'e (SAV) En Güzel Şiiri O Yazdı
  Dalay Lama "Doğu Türkistan" Dedi
  Müslümanlara İsveç Alçaklığı!
  Çin'de Beyaz Piramitlerde Tarihin Sırları
  İki 'Derin' Müttefik Bizi Neden Vurdu?
  Doğu Türkistan, İstanbul’da Tartışılacak
  Ünlüler yogayla Budizm pazarlıyor!

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.





 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi